Federer’in Gözyaşları

Federer'in tenis hayatında sona yaklaşması

Federer'in tenis hayatında Sharapova gibisona yaklaşması

Wimbledon, Olimpiyat, Roland Garros ve Avustralya açık. Nadal teniste savunmanın saldırıdan daha önemli olduğunu gösterdi. Avustralya Açık’ta oynadığı maçlarda hata oranının düşük olması, winner ve ace’lerinin az olmasına rağmen maçlarını kazandı ve şampiyon oldu. Nadal şu anda Federer’in aynı yaştaki başarısından daha fazla başarı elde etmiş durumda.

Bildiğiniz gibi tenis duyguların kolaylıkla kontrol edilemediği bir oyun. En küçük duygusal kırıklık sadece o andaki maçı değil, sonra yapılacak bütün maçları da etkiliyor. Anna Chakvatedze bir yarı final maçında ağlayarak maçı kaybetmiş ve sonrasında kaybolmuştu. Bu maçı iki sene önce US Open’da yapmıştı. Sonrasında üçüncü turdan yukarısına bile geçemedi Grand- Slamlerde.

Federer’de bu maç sonunda gözyaşlarını tutamadı, küçücük bir çocuk gibi. Ama bu ilk ağlayışı değildi. İki yıl önce Avustralya açık’ta Rod Laver’den kupasını alırken de gözyaşı dökmüştü ve aslında bugün yaşadığı sorunların başlangıç noktası idi. Pete Sampras sadece bir maçta ağlamıştı ama bu maç veya sonucu ile ilgili değildi. Çalıştırıcısı Tim Gullikson’un kanser olduğunu öğrenmiş ve onun için ağlıyordu.

Federer döktüğü ilk gözyaşında kupayı çok önemsemişti. Daha sonra Roland Garros ve Wimbledon’u kaybetti. Yaz aylarında Sampras’la Asya’da oynadığı özel gösteri maçlarında Sampras’a bir kez yenilmişti. Bu ikinci önemli kayıt oldu kendisi için. Hem tour’da ve hem de veteran bir tenisciye yeniliyordu. Yenilmesini öğrenmişti. Sonrasında US Open oynandı ve US open’da Nadal’ı yenen Andy Murray’ı kolaylıkla yendi. BU ise zihinsel kayıtlarını düzeltir gibi olduysa da Avustralya açıkta döktüğü gözyaşları ve Nadal’ın onu teselli etmeye çalışması artık kendisinin tenis hayatının sonuna yaklaştığını gösteriyordu.

Zira Nadal kendisinden bir gün sonra Verdasco ile rekor uzunlukta bir maç yapmış ve beş saatten fazla kortta kalmıştı. Kendisi ise Del Potro’yu iki halka atarak yenmişti. Ben Nadal Federer maçında Federe’in bu anlamda şanslı olduğunu düşnüyordum. Ancak Nadal büyük bir enerji ile her puana her oyuna ve her sete asılıyordu.

Maçın dönüm noktası Nadal 2-1 önde iken Federer kendis servisinde en güvendiği forehandi ile iki hata yaptı ve daha sonra bunu düzeltmeye çalıştıysa da yine bir hata yaparak oyunu Nadal’a verdi. Servisi kırıldıktan sonra bir tepeden aşağı düşer gibi kaymaya başlayan Federer hiç direnmeden bu seti dolayısı ile maçı verdi.

Teniste duygular ve bu duyguların kaydedilmesi ve kaydedilmemesi çok önemli. Federer ilk defa duygularını birnlerce kişinin önünde göstererek farkında olmadan çok derinlere kaydetti ve sonrasında da bu duyguların kendisini etkilemesi ile tenis kariyerini tehlikeye attı.

Biraz daha genel olarak bakılırsa tenis kuralları sert bir oyun. Eleme düzeni de oldukça sert sonuçları ortaya çıkarıyor. 128 kişinin katıldığı bir turnuvada bir eksiği ile 127 maç yapılıyor ve 1 kişi mağlubiyet görmüyor ve geri kalan 127 kişi mağlup oluyor. Bu teniste kabetmenin önemsenmemesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Federer finalde olmasına rağmen kaybetmeyi ağlayarak olması gerekenden çok fazla önemsemiştir. Bu onun tenis geleceğini ve kariyerini etkileyecek ve hatta tenisi kısa zamanda bırakmasını sağlayabilecektir.

Nadal ise genç yaşına rağmen saldırının değil savunmanın önemli olduğunu her içerikte bize göstermektedir. Kendisini tebrik ediyoruz. Yeni tenis profesyonel oyuncuları için yeni bir model üretmeyi başararak tarihe geçmiştir.

Umarız yakın zamanda Türk tenisinde de bu modelde oyuncuları görürüz.

Cengiz Eren

http://www.erenlp.com

Kozyatağı 2 Şubat 2009

Uncategorized kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

Yorum Yapın