Yankı
Yazgan’ın yazısı içinde aşağıdaki cümleler vardı. Akşam Gazetesinin 10
Temmuz 2006 tarihli Tatlı Serseri İstanbul başlıklı yazısında.
“Bu
hafta İstanbul’u bir kez daha, hem bir ev sahibi, hem de bir misafir
gibi gezdim. İşte, o gezide, yol arkadaşım Yale’den hocam James
Leckman’ın denetiminde hazırladığım, İstanbul’un huy ve mizaç tahlili:”
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=46092,10,148&tarih=10.07.2006
Profesör
Dr. Yankı Yazgan çalışmaları ile tanınıyor. Bu çalışmalar içinde
“Kirlenmek Güzeldir” reklam kampanyası yapan bir deterjan firmasına,
kampanyanın doğru olduğunu kamuoyuna aktarmak görevi de. Türkçe
açısından da bakıldığında yanlış olan “Kirlenmek güzeldir” cümlesi
toplumdaki bütün kirlenmeleri biraz daha arttıracak güçte. Bu
kampanyanın reklamlarında oynayan Anne sözü dinleyen Mehmet Okur’da
Basketbol milli takım kampına katılmayarak “Kirlenmek Güzeldir”i
kirlenerek onaylamış oldu.
Ancak bu yazının konusu bu değil. Yukarıdaki kalın harflerle yazılı paragraf çok şeyi de anlatıyor gibi. İstanbul’u
hem misafir ve hem de ev sahibi olarak gezen ve bunu da yazısına
kişinin Yankı Yazgan olması ilginç. Yoğun çalışmalarının kendisini ev
ve iş arasına hapsettiğini ve İstanbul’a yabancılaştığını
anlayabiliriz, bu cümleden kolayca. Aziz Nesin’in böyle bir hikayesi
vardır. İstanbul’da yaşayan bir kişi kendisini ziyarete gelen kişileri
gezdirirken İstanbul’u öğrenir.
Yankı
Yazgan biraz daha ileri giderek İstanbul’un huy ve mizaç tahlilini de
yapmış yazısının devamında. Ancak İstanbul’u bir canlı gibi düşünüp
tahlillerini sıralamış. Bu anlatım hipnotik bir anlatım ve dil
açısından yanlış olsa da yapılabilir. Aslında anlattığı İstanbul değil
İstanbul’u nasıl algıladığının anlatılması gibi görünse de kendisini
veya okuyanları anlatmaktadır. Böylece yazıyı okuyan her kişi
kendisinin hangi kategoriye girdiğini düşünecek ve yerleştirecektir.
“O
gün domates çok üzgündü. Gözlerinden yaşlar dökülüyordu. Sonra birden
bir ses duydu. Bu sesi duyduğunda rahatladı. Domatesin yüzünde güller açıyordu. Biraz daha kızarmıştı ve
gülmeye başladı.”
Yukarıdaki
cümleler olmayan bir şeyin olmuş gibi anlatılmasını ifade ediyor. Doğal
olarak bu yazıyı okuyan kişiler farkında olmadan boşluğu dolduracaklar
ve domatesin yerine kendilerini koyacaklardır.
Ancak
bu da yazımızın konusu değil. Konumuz “Yale’den hocam James Leckman’ın
denetiminde” cümlesi. Bu cümle gerçekten ilginç ve bu yazıyı hazırlayan
kişinin durumunu farkında olmadan ifade ediyor. Profesörlük ünvanı
almış bir kişinin hala hocasının denetiminde olması durumun vahametini
gösteriyor. “Yale’den hocam James Leckman ile birlikte”, “Yale’den
hocam James Leckman’ın düşüncelerini de katarak” ve benzeri cümleler
kullanılabilecekken “denetiminde” kelimesinin kullanılmasının
yanlışlıkla olduğunu düşünmüyorum. Gerçekten de hocasının denetiminde
olan bir kişini hocasını aşabilmesi mümkün olmayacaktır. Zihinsel
olarak denetim var ise sınır da var demektir. Yankı Yazgan ancak
hocasının ulaştığı seviyeye ulaşabilir ama onu aşamaz. Aşağısında
kalması ise çok daha normal sayılabilir.
powered by performancing firefox
